Investing.com – İngiltere Merkez Bankasının (BoE) politika faizini 25 baz puan indirerek %4,25 seviyesine çekmesinin ardından sterlin dolar karşısında değer kazandı. Politika yapıcılar arasında yaşanan beklenmedik üç yönlü görüş ayrılığı da piyasaların dikkatini çekti. BoE Para Politikası Komitesinin 5 üyesi çeyrek puanlık indirimi desteklerken, 2 üye indirimi yetersiz bularak 50 baz puanlık kesintiden yana tutum aldı. Diğer 2 üye ise mevcut oranın korunmasını savundu.
Piyasalar, faiz oranının %4,25’e çekilmesini kısa vadede daha fazla indirime geçmenin önünde yüksek bir eşik olarak okudu. Faiz kararının ardından, GBP/USD %0,35 yükselişle 1,3337 seviyesine çıkarken EUR/GBP paritesi de %0,24 düşüşle 0,84 bandına geriledi. Karar sonrası ilk etapta düşüş yaşayan GBP/USD paritesi, hızlı talep artışıyla yeniden yukarı yönlü bir hareket sergiledi.
Öte yandan, yön arayışındaki parite daha önce de bu ortalamaların üzerini test etmiş ancak kalıcılık sağlayamamıştı. BoE kararının yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump’ın Birleşik Krallık ile ticaret anlaşması yapılacağına yönelik ifadeleri de sterlindeki toparlanmayı destekleyen etkenler arasında.
Dolar, diğer para birimlerine karşı dayanıklılığını koruyor
Amerikan doları, küresel para birimleri karşısındaki gücünü büyük ölçüde korudu. Dolar endeksi (DXY) %0,2 yükselerek 100 seviyesini test etmeye başladı USD/JPY paritesi yaklaşık %0,6 artışla 145 seviyesinde işlem gördü. EUR/USD, 1,13 sınırında dirençli kalırken USD/CHF paritesi ise %0,6’lık yükselişin ardından sınırlı bir artışla 0,8230 bandında dengelendi.
Yatırımcılar, Fed’in faiz politikasında temkinli seyrini sürdürmesini ve Başkan Trump’ın ticaret anlaşması açıklamalarını, dolardaki yükselişi destekleyen kısa vadeli faktörler olarak değerlendirdi.
Trump’ın ticaret anlaşması açıklaması piyasaları etkiledi
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda Birleşik Krallık ile “kapsamlı ve tam” bir ticaret anlaşması yapılacağını açıkladı. Trump’ın önceki açıklamalarında ülke adı verilmemiş, ancak bu gelişmeyle birlikte bahsedilen partnerin Britanya olduğu netlik kazanmış oldu.
Trump, ayrıca İngiltere dışında Hindistan, Güney Kore ve Japonya ile de “potansiyel” ticaret anlaşmaları yapabileceklerini belirtti. Uluslararası piyasalarda bu tür anlaşmaların olumlu algılandığı yönünde genel bir kanaat oluştu. Ulusal Avustralya Bankasından Rodrigo Catril, piyasaların “herhangi bir anlaşmayı” olumlu algıladığını çünkü bunun belirsizliği azalttığını ve diğer ülkelere örnek teşkil edebileceğini ifade etti. Catril ayrıca, “Şeytan detaylarda gizlidir; bu anlaşmalar kolay olmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Çin ile ticaret görüşmeleri yakından takip edilecek
Öte yandan, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Baş Ticaret Müzakerecisi Jamieson Greer, Çin’in ekonomi politikalarını yürüten Baş Temsilcisi He Lifeng ile 11 Mayıs Cumartesi günü İsviçre’de görüşecek. Trump, bu temasların Çin’in girişimiyle başlamış olabileceğini ifade ederken, ABD’nin Çin ürünlerine yönelik tarifeleri kaldırmaya niyetli olmadığını vurguladı.
Yatırımcılar bu görüşmenin, iki büyük ekonomi arasındaki ticaret ilişkileri üzerinde kayda değer bir etkisinin olup olmayacağını bekleyerek süreci yakından izliyor. Özellikle Çin ile yapılacak olası bir anlaşmanın daha karmaşık olacağı düşünülüyor. Trump yönetiminin ticaret politikasında atacağı yeni adımlar, hem döviz piyasaları hem de küresel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olabilir.






































































































